Tag Archives: Don Quijote
Unutmuyoruz Serisi – II / Olga Benario
Bazen daha sağlam bir adım atmak için dönüp dönüp geriye bakmamız lazım. Üstelik sadece kendimiz için değil. Bilinmeyeni veya unutulanı bildirmek ve tekrar hatırlatmak için.
Uzunca bir süredir kalbimin RAF’ında bir güzel Ulrike (Meinhof) ile dolaşırken aklımda hayatını hatırlatmak ve boşa harcanmamış bir yaşama kelimelerle saygı duruşunda bulunmak varken öncesinde belki aynı düşü ve aynı toprakları paylaşmış, muhtemelen Ulrike içinde çok değerli olan başka bir yaşamı anlatmadan geçmek istemedim. Faşizme inat direnmenin adı olan ; Olga Benario‘yu.
Aslında beni Olga ile ilk tanıştıran şey şimdi nerden aldığımı ve kime verdiğimi bilmediğim ama kitaplığımda ki kayıp olan kitaplardan birisi olan Ragıp Zarakolu’nun 1990 yıllarında Belge Yayınları’nda başlatmış olduğu YAŞAM VE ANILAR adını taşıyan dizi ve dizinin ilk kitabı: Brezilyalı yazar Fernando Morais’in “OLGA / Yürekli Bir Kadının Yaşamı” idi. (Belge Yayınları, Yaşam ve Anılar Dizisi, Çeviren: Nesrin Oral, Eylül 1990).
Yok
yok hayır yok her şey hiçbir şeye dönüştüğünde
Bir Varmış – Bir Dostmuş..
Kim demiş bir daha yanyana gelinemeyeceğini.. Bir kez olan hep olur .. Hiç olmasaydı inanırdım belki birşeyin imkansızlığına.. Ama biliyorum işte ve biliyorsunuz aslında sizde , bir kez olan hep olur . Yine o evde sen bulaşık yıkarken ben domatesleri doğrayabilirim mesela .. Ya da bir müziğin susulması gereken noktasında susup , nefes alınması gereken yerde nefes alıp bir şarkıya aynı anda aynı noktadan yanyana girebiliriz.. Sonra göz göze gelip , o iki saniyelik an boyunca, sadece o iki saniyede dünyayı durdurup o anı ölümsüzleştirebiliriz…
Bekle Dedim Gölgeye
Ümit Kıvanç’ın romanından yola çıkarak Barış Pirhasan’ın senaryosunu yazdığı 1990 yapımı film, Atıf Yılmaz’ın 12 Eylül ve öncesine eğildiği, politik içerikli çalışmalarından biri. Türk sinemasının en ilginç siyasal sinema örneklerinden biri olarak görülüyor.
Öğrencilik yıllarında sol hareket içerisinde yer almış 68 kuşağından dört arkadaşın (Esra, Erdinç, Ersin, Erdal) bu dönemden 80′lere uzanan süreçteki hikayeleri, yıllar içerisinde yaşadıkları savruluşu, yabancılaşmayı ve hayata tutun(ama)ma çabalarını anlatan yapım, finaldeki Esra’nın yaşamış olduğu işkence günlerini anlattığı eşsiz ve uzun monologla da izlenmeye değer.




















































