Tag Archives: Hep Kahır

12
Nis

Kahır

               ( Bu duruş yoksul duruşudur. Bir de kadın duruşu. Bir de ölüm duruşu. Kendine sarılmış gibi, boynu eğik, belli bükük, kolları hazırda bekler gibi önünde. Ezik biraz. Sıcak biraz. Korkak biraz. Kendini korur gibi. )

             Adam yüzyıllık bir heykel gibi dimdikti. Rengi adeta grileşmişti. Suskun, hareketsizdi. Elleri ceplerinde, gözleri ufuktaydı. Griydi yüzü, kül gibi. Elleri ceplerindeydi. Neden sonra çıkardı ellerini. Bir sigara aradı, dudakları arasına yerleştirdi. Ateş bulamadı bir süre.

             Derin bir nefes… çekemedi. Öksüremedi bile. Elleri cebindeydi. İçemedi sigarayı. Yarım bırakıp attı. Ne tam olmuştu ki şimdiye kadar? Ağzında acı bir tat. Eğdi kafasını, çıkardı ellerini cebinden. Vücuduna paralel duruyordu elleri; kavgaya girecek gibi, bir tanıdığa sarılacak gibi, bir işe girişecek gibi. Durdu bilmem ne kadar. Durabileceği kadar durdu işte. Durması gerekli olduğu kadar. Saçları darmadağınıktı. Elleri buz gibi. Döndü geriye baktı. Parkasının yakasını kaldırdı. Üşümemişti. Üşümesi gerekiyordu. Üşüyememişti. Canı yanıyordu; beklemediği bir yerden tokat yemiş gibi, kötü- çok kötü bir haber almış gibi, ‘bunu çözemem işte’ dediği bir iş başına gelmiş gibi. Katılaşmaya başlamıştı. Bu ara fark etti rüzgarı. Sert esiyordu. Kar getirirdi bu rüzgar. Ağaçlar sallanıyordu. Yıkılacaktı sanki. Yukarı kaldırdı kafasını. Gökyüzü siyah değildi, mavi de, beyaz da, grileşmişti gökyüzü.

           

Facebook'ta paylaşTwitter'da paylaşPinterest'da paylaşTumblr'da paylaşGoogle+'da paylaş
Resmi Sayfalarımız
Facebook Sayfamız
İçerik
                           
Arama:
Yazarlarımız
Fotoğraflı Müzikler
Fotoğraf Sergilerimiz
              
Twitter
Bizimle İletişim İçin
© Copyright 2010-2013 solukbeniz.com. Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla, izin alınmadan kullanılabilir. — İletişim... Tema düzenleyicileri: Solukbeniz Yazarları.